top of page

Medyatik Bir Babalık Davasına Sistemik Bakış


Geçenlerde Türkiye'nin gündemine düşen bir haber, beni uzun uzun düşündürdü. Kamuoyunun yakından tanıdığı yaşı oldukça ilerlemiş bir sanatçının, neredeyse 40 yıldır tanımadığı biyolojik çocuğu tarafından açılan tazminat davası... Mahkeme yakın zamanda, adamın, “biyolojik çocuğu” olduğu kanıtlanan kişiye milyonlarca liralık manevi tazminat ödenmesine hükmetti.



Sosyal medyada yorumlar ikiye bölündü. Ben ise o haberi okurken açıkçası, ne tarafların haklı-haksız oluşunu düşündüm, ne de rakamı. Tüm dikkatim, sistemdeki kişilerin aslında ne diyor, ne istiyor olduğundaydı. Bu çocuk, aslında babasından ne istiyordu? Bu adam, aslında neyi reddediyordu? Mahkemenin buradaki rolü neydi? Sistemin kendi dilinden konuşmasını dinlemek böyle gerçek vakalar üzerinden oldukça öğreticidir. Gelin biraz hakikate kulak verelim…


Yıllardır sistemik dizimle uğraşan bir aile danışmanı olarak şunu söyleyebilirim, hiç kimse gerçekten para istemez. Para, burada da gördüğümüz gibi ruhun başka türlü dile getiremediği şeyin anlayacağımız dile çevirisidir. Asıl talep çok daha kadim ve derindir; "Baba ben varım. Sen benim babamsın. Beni gör." Sonrası… Alanda derin bir sessizlik..

 

Görülmeyen yahut Görünmeyen Çocuğun Yükü


Aile dizimi perspektifinden bakıldığında bu tablo çok tanıdık geliyor. Hellinger bu durumda neredeyse Mecelle’yle aynı fikirde olarak şöyle söylüyordu; “Her çocuk, anne ve babasına, dolayısıyla içine doğduğu aile sistemine ait olma hakkına sahiptir.” Doğasıyla savaşamayacağımız kadar güçlü olan bu hak, bir sistemden dışlanan her üyenin, geri dönmeye çalışmasıyla sonuçlanıyordu.


Bu dönüş bazen bir hastalık, bazen sonradan gelen torun nesillerin sürükleneceği dolanık bir örüntü olarak, bazen de doğrudan sistem içinde bir çatışma şeklinde görünür olabilir. Dikkatinizi çekerse, çatışma da bir bağ, bir temas biçimidir. Sevgiyle yaklaşamayan ruh çatışmayla yaklaşmaya yol bulur ve özünde aynı şeyi söyler; "Senden kopmak istemiyorum, seninle bir bağım olsun istiyorum."


Biyolojik bağ, hukuki tanıma ihtiyaç duymaz. Bir çocuk hukuken hiç tanınmamış olsa bile aile sistemi manevi duyargalarıyla onu zaten tanır, bilir. Bir çocuk tanınmasa, adı anılmasa, "gölge çocuk" olarak hayatını geçirse bile o çocuğun yeri sistemde mutlaka vardır. Ve o yer doldurul(a)madığında tüm sistem o çocuğun boşluğunun etrafında şekillenir.


Hikâyede Görünmeyen İki Kadın


Bu haberde dikkatimi çeken başka bir şey daha asla konuşulmayanlardır. Herkes babayı ve evladı konuşurken kimse sistemdeki iki kadından bahsetmiş değil. Oysa bu hikâyede görünmeyen iki kadın daha var. Bence dizimin en ağır yükünü onlar taşıyor olabilir.

Konuşmaya dahi dilin varmadığı iki kadından biri, hikayedeki adamın yıllarca evli kaldığı kadın… Elbette olayın detaylarını bilemesem de, haddi aşmak adına değil ama alandan hepimize verilen dersleri almak adına ihtimaller üzerinden bir değerlendirme yapmak mümkün olabilir. Aynı zamanda aldatılan eş olan bu kadın büyük ihtimalle "bilen bilmez" konumunda yaşamış olabilir. Sistemik olarak buna "aile sırrının taşıyıcısı" diyoruz, sırrı hisseden ama bilmemeyi seçen kişi… ya da bilmek zorunda kalmamak için hiç görmeyen. Alanda kimse sorumluluk almayınca devreye başka bir faktör girdi ve mahkeme konuyu herkes için görünür kıldı. Şimdi o sır kamusal alana döküldü. Peki neden?


Savaşamayacağımız sistem kurallarından biri de reddedilen, yok sayılan her şeyin, daha güçlü şekilde geri dönebileceğidir. “beni görün” diyen çocuğun yıllarca inkarı, görmezden gelinmesi onun herkesin önünde, kamusal alanda görünür kılınmasıyla sonuçlandı. Bu eşleri bir arada tutan sadakat, saklanan sırrın yükü müydü, affedici bir sevgiden mi kaynaklanmıştı, yoksa sistemi ayakta tutmak istemekten mi, bilinmez ama sonuçlarının acı verici olduğu kesindir.


Hikayede görünmek, görülmek istenmeyen ikincisi kadın ise, evlilik dışı çocuğun annesi... Çocuğun annesi, sistemdeki belki de en görünmez figür. Hem bir açıdan mağdur hem de "suç ortağı" olmakla etiketlenmiş durumda. Evli bir adamla birliktelik yaşamanın bedelini çocuğunu yalnız büyüterek ödemiş, adı hiçbir yerde geçmediği gibi, geçtiğinde de toplum önünde yargılanmakta.


Suçluluk ile utanç birbirinden farklıdır. Suçluluk "yanlış bir şey yaptım" deken Utanç ise "ben yanlışım" der. Benzer durumdaki çoğu kadın onlarca yıl boyunca büyük ihtimalle iki duyguyla da yaşar. Ve farkında olmadan benzer durumdaki çocuklarına şu mesajı iletir "Belki de sen olmasaydın bu kadar zorlanmazdım." Bu mesaj, hiç dillendirilmeyebilir ama ağır bir yük olarak taşınır durur. Çocuk hem babanın reddini hem de annenin gizli suçluluğunu sırtında taşır. İki yük üst üste binince kimlik zemini çok zorlanır, çok sarsılır.


Bir Adamın Etrafında Dönen Üç Kadın


Bu hikâyede sistemde üç kadın var ve üçü de aynı adamın etrafında durup ona bakmaktadır. Karısı onu tutmak için olayı görmezden gelmiş, biyolojik anne onunla birlikteliğin bedelini yalnız kalarak ödemiş, kızı babasının bakışını kazanmak için 40 yıl beklemiştir… Ve adam ortada hareket etmeden, üç kadının hayatının merkezine yerleşmiş. Sistemdeki herkesin zorluklarını görüyor ve kabul etmenizi diliyorum ki, bu pozisyonların hiçbiri kolay değildir. Bununla birlikte, adamın gerçekten hiç hareket etmediği, herkesin onun etrafında döndüğü sistemlerde bir nevi “tanrı kompleksi” beslenir. Bu da çözülmesi gereken bir örüntüdür ve çözüm yalnızca o adama değil, bu döngüde yer alan herkesin sorumluluğundadır.


Bu Örüntü Çözülür Mü?


Elbette çözülür. Buradan bakınca çok basit gibi gelebilir ama gerçek çözüm için büyük büyük laflar, zor hareketler, bol sıfırlı tazminatlar değil, çoğu zaman kalpten kurulan iki cümle yeterlidir.


Babanın çocuğa, "Sen benim kızımsın. Seni görüyorum. Bu ailede senin de yerin var" demesi… Kızın ise, "Sen benim babamsın. Seninle bağlantıda olmak istiyorum." demesi alanı pamuk gibi yapmaya, sevgiyi akıtmaya yetecektir.


Ama iki kadın için biraz daha fazlası gerekebilir.

Adamın karısı, "Ben bu evliliği sevgiyle taşıdım ama artık gerçeği de taşıyabiliyorum. Bu beni yıkmaz, bütünleştirir." dediği noktada görmezden gelmenin bitmesiyle gerçek bir onur ve özgürlük hissi alana gelebilir. Zira bir sırrın taşıyıcısı olmak çok çok yorucudur insan ruhu için…


Biyolojik annenin çözümü ise duruma göre değişir ama, bir hipotezden gitmemiz gerekirse belki söyleyeceği cümle söyle bir şeydir "Ben hata yaptım. Ama kızım bir hata değil." Bu iki cümleyi birbirinden ayırabilmek işte bu, benzer bir durumda hem annenin hem de kızının iyileşmesinin başlangıcı olabilir. Anne kendi utancını kızına yüklemekten vazgeçtiğinde, kızı da "bir hatanın ürünüyüm" hissini bırakabilir.


Ve üç kadın için ortak olan çözüm, bir adamın etrafında dönen sistemden çıkmaktır elbette. Kendi ağırlık merkezlerini bulmak, oraya geri dönmektir. Bir erkeğin seni görüp görmemesinden bağımsız olarak var olabilmek, benzer durumdaki kadınların sistemik öğretisi gibidir.


Bu öğretiyi almak, kendi merkezine dönmek kolay değil. Biliyorum, görüyorum; bu çok ağır. Ama inanın, mümkün.


Bize Düşen…


Bu haberi okurken yalnızca gündem görmeyin. Hayatlarını bilmediğiniz insanları acımasızca yargılamayın, asla kınamayın. Kınamak ve olur olmaz konuşmak, sadece benzer bir konuyu aile sisteminize çekmeyi kolaylaştıracak dolanıklık tecellilerini titreştirir. Kendi aile sisteminize dair alacağınız derslere odaklanın.


Görünmezliğin, reddedilmişliğin bedelinin anlatıldığı bu sistemik hikayeye benzer bir hikaye var mı sizde de? Kim dışlanmış orada? Kim kimin yükünü, sırrını taşıyor sistem, taşınan kim?


Dışlanan, görmezden gelinen herkes, her şey geri dönmek için çabalar. Sistemi biz değil, sevginin fıtri düzeni şekillendirir. Ve o düzen, er ya da geç, yüzleşmemiz gereken bir faturayı önümüze koyuverir.


Tüm bunları tefekkür etmemize imkan sağlayan bu davanın tüm taraflarının sulh ve sevgi içinde anlaşma yolu bulmalarını diliyorum. Bizlerin öğretileri almasına vesile oldukları için kendilerine hepinizin huzurunda teşekkür ediyorum. 04/04/2026

 

Deniz Fatımanur Saraç | Aile Danışmanı

 

Kendi aile sisteminizde çözümlenmemiş bağları, tekrar eden örüntüleri ya da “taşıdığınızı" hissettiğiniz ağırlıklarla ilgili çalışmak isterseniz, bana ulaşabilir, detaylar için denizsaraced@gmil.com ‘dan bilgi alabilirsiniz. Sevgiyle…

 

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

"Deniz Saraç Eğitim & Danışmanlık I "Aile Rehberi"

Tüm Hakları Mahfuzdur. © 2017-2026

Yasal Uyarı:

www.denizsaraced.com ve www.ailerehberi.net sitelerinin içeriği 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olurlar. İlgili yasal işlem başlatma hakkına sahiptir. Bu İnternet Sitesinin her hangi bir sayfasına girilmesi ve yazıların paylaşılması halinde bu şartlar kabul edilmiş sayılır. 

© Copyright
bottom of page