Gençler Neden Büyükanneye Özeniyor? Gen Z, Nonna Maxxing Akımını Sevdi...
- Deniz Fatmanur Saraç

- 5 May
- 3 dakikada okunur
"Herkes longivity/ uzun yaşamanın formülünü ararken, italya'nın bir kıyı köyünde 102 yaşında bir büyükanne her akşam gamsız bir şekilde makarna yiyor, sakince çayını içiyor."
Bu cümle geçen ay sosyal medyada milyonlarca genç arasında beğenildi, paylaşıldı, bir şeylere dokundu belliki. İyi de, Z kuşağı buna neden ilgi gösterdi? bu ne anlama geliyordu bizim için?
Z kuşağı — yani 1997 ile 2012 arasında doğanlar — son yıllarda "maxxing" adını verdikleri bir anlayışla hayatın farklı alanlarını "maksimize" etmeye çalışıyor. Görünüşü en iyi hâle getirmek, uyku kalitesini zirveye taşımak, sağlığı en üst düzeye çıkarmak... malum, şu "en iyi versiyona ulaşmak" meselesinin bir tezahürü... her şey için bir sistem, her sistem için bir içerik var. Tam da bu optimizasyon çılgınlığının ortasında bambaşka bir trend doğmuş, adı nonna maxxing.
Nonna, italyanca'da büyükanne demek. Bu trend şunu söylüyor; en verimli, en iyi versiyonuna ulaşmayı bırak, büyükannenin hayatına bak.. peki nonna yani ninemiz nasıl yaşıyor? Dolce far niente; yani aylaklık yaparak.. boş vaktin tadını çıkararak.. sadece oturarak..pencereden bakıp çayın bitmesini bekleyerek... "koş- yetiş- üret- görün" kültüründen çıkıp yavaş ve niyete dayalı sakin yaşama geçerek...
Dışarıda yemeyip mutfakta yemek pişirmek, bahçeyle uğraşmak, komşuya uğramak, ekransız geçen bir öğleden sonra, el işi yapmak, sofra kurmak bu ninemizin işleri arasında...
Peki neden şimdi moda oldu bu akım? Burası önemli. Araştırmalar, z kuşağının %87'sinin stresi ve kaygıyı yaşamlarının sıradan bir parçası olarak tanımladığını gösteriyor. %80'inin bunu doğrudan, "başarı baskısına" bağladığını görüyoruz. Bir gencin ifadesiyle, "her şey sosyal medyada göründüğü için hata yapmak, bu hatayı dünyaya ilan etmek demek". Tükenmişlik, görünürlük baskısı, sürekli üretme zorunluluğu... bunların karşısında şunu söyleyebilirim: insan tüm bu kronik stres altında bambaşka bir anlam arayışına giriyor. Bu arayış bazen bir büyükannenin mutfağına, bazen bir tarlanın toprağına uzanıyor. Herkesin şimdilerde köye dönmek istemesinin altında yatan sebep, biraz da bu.
Ama şimdi asıl soruyu soralım: bu bize yabancı mı? ve tek çözüm bu mu?
Nonna maxxing bize italya'dan, sosyal medyadan gelmiş gibi görünüyor. İyi de, sade yaşam, kanaat, sofra kültürü, el emeği, komşuyu doyurmak, toprağa dokunmak....bunlar bize ne zaman yabancılaştı? Tasavvuf geleneğimiz yüzyıllar önce bu hayatı tevekkül ve kanaat kavramlarıyla hal diliyle zaten tanımlamıştı. Anda olmak için batılı bir kavram bulmamıza gerek yok; biz buna zaten huzur adını vermişiz...
Yavaş yaşamak için italyan bir büyükanneye özenmemiz gerekli mi sahi? Anadolu'nun her köyünde sabah namazından sonra bahçede dolaşan, ekmeğini taşırken komşusuna selam veren ninelerimizi hatırlasak yeter. Büyükannenin tarifi aslında bizimdi. Biz unuttuk.
Bu trend gençlere viral içerik gibi sunuluyor fakat altında çok daha derin bir ilişki ve anlam özlemi, harab olmuş sinir sistemlerine berilen bir yavaşlama izni var.
Somatik travma terapisti Chloé Bean'in dile getirdiği gibi; tükenmişlikten düşünerek çıkılmıyor; bedenle, dokunuşla, elle yapılan işlerle çıkılıyor. Ninelerimizin yaptığı gibi bahçede bir ot sökmek, tavuk beslemek, un yoğurmak, birine çay yapmak...bunlar küçük eylemler değil. Bunlar sinir sistemini düzenleyen, hasarlı bağı yeniden kuran, anlama kök salan eylemler...
Soralım madem... büyükannen ya da ninen, neler yapardı? sabah erken kalkar mıydı? kapı önünde oturur muydu? elleriyle yoğurduğu hamurdan ekmek yapar mıydı? ve sen, o ritüellerden ne kadarını taşıyorsun bugüne? sen de kapitalizmin sosladığı "hayatının en iyi versiyonuna ulaşmaya" çalışmaktan yorulduysan, belki de italyan büyükannenin yaptığı gibi aylaklığa değil, anlam yüklü bir meşguliyete ihtiyacın vardır.
Hatırlamak gerekirse, inşirah suresinde geçtiği gibi "zorluğun içinde kolaylık var, boşluğun içinde ise bir yöneliş"..italyan büyükanne belki bunu hiç okumadı. ama fıtratıyla yaşadı. sen o boş anlarda, çayını yudumlarken, bahçende dolaşırken, sofranı hazırlarken o yönelişini nereye çeviriyorsun?
Boşluk, hakikaten boş mu, yoksa orada bir mânâ saklı mı?
Aile Danışmanı Deniz Fatmanur Saraç
...
Bu bölümü, aile rehberi podcast sayfasından dinleyebilirsiniz. Daha çok kişiye ulaşmamız için beğenip ve paylaşırsanız seviniriz. 😊🍀✨





Yorumlar