top of page

Yol Bilenle Yürünür

Allah yolu kolaydır; zor olan, bu kolaylığın içinde nefsin ısrarına, şeytanın vesveselerine ve insanın kendi zaaflarına “dur” diyebilmesidir. İbadette devamlılık, musibette sabır göstermek, Allah'ın emir ve yasaklarını gözetmek bu devrin haz odaklı zihninde "ağır" olarak tanımlanabilir. Oysa asıl ağır gelen ruhun ifratla tefrit arasında savrulup durmasıdır. Dolayısıyla yine bu hâlimize ilaç, sırât-ı müstakim yani istikamet halimizi muhafaza etmektir.


Yolu Kolaylaştırmak


Bir insan hiç bilmediği bir yere gidecek olsa ne yapar? Günümüz imkanlarıyla onlarca video izler, haritalara bakar, daha önce o yoldan geçenlere sorar, sosyal medyadaki yorumları okur. “Kim gitti, nerede zorlandı, nerede yolu şaşırdı, nerede ne yedi içti, nerelere uğradı, konakladı?” diye merak eder. Çünkü insan bilmediği yere öylesine gitmek istemez.


Peki ya ilk kez geldiğimiz bu Dünya hayatında nasılız? Her şeyi biliyor muyuz?

Hayatın güzelliği kadar aldatıcılığı da sana mâlum mu?

Ahiretini, kalbini, neslini hedef alan; senden daha eski, senden daha tecrübeli bir düşmanın –şeytanın– varlığı sana sahiden mâlum mu?

Daima kötülüğü emreden nefsin; hazza düşkün, gaflete yatkın, dünyayı süsleyip ahireti unutturan bir ortaklık içinde çalıştığı sana gerçekten mâlum mu?


Eğer bunlar mâlum değilse, âriflerin dediği gibi,

İnsan o hâlde gaflettedir.

Bu bir hakaret değil, hâlimize dair samimi bir teşhis...



Elbette bu saydıklarımın hepsi sana mâlum da olabilir.


Diyelim ki, yolun zor olduğunu biliyor, tuzakları tanıyorsun. Ve düşmanın ciddiyetinin farkındasın.

Buna rağmen “Ben kendi aklımla giderim, rehbere gerek yok” demeye devam ediyorsun…


o zaman durup sormak gerekir:

Aklın var evet, ama oyalanıyor olabilir misin?


Tehdidi bildiğin hâlde, onu hafife alıyor olabilir misin?


Bu imtihan bir daha tekrar edilmeyecek.

Şükür ki bu sarp yollarda senden önce yürüyenler var.

Yolu bilenler, düşmanı tanıyanlar, insanın kendine nasıl tuzak kurduğunu çözmüş olanlar var. “Aramakla bulunmaz amma, bulanlar arayanlardır” diyenler onlar..


Düşman tek başına alt edilebilseydi, sürüler çobansız dağlarda kurda meydan okurdu. Ama olmuyor. Çünkü düşman acımıyor.

Ve insan, çoğu zaman en çok kendine karşı özenli ve destekleyici değil; bu dünya hayatı kadar, ebedi olan ahiret hayatımız hakkında da böyle.


O nedenle sormamız gereken soru şu;


Biz kendimize dost muyuz sahi..

Yoksa farkında olmadan düşman mı?


Siz bu sorunun cevabını düşünürken, ben de sizi bu güzel eserle baş başa bırakayım :)




DFS - 31/12/2025





 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

"Deniz Saraç Eğitim & Danışmanlık I "Aile Rehberi"

Tüm Hakları Mahfuzdur. © 2017-2026

Yasal Uyarı:

www.denizsaraced.com ve www.ailerehberi.net sitelerinin içeriği 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olurlar. İlgili yasal işlem başlatma hakkına sahiptir. Bu İnternet Sitesinin her hangi bir sayfasına girilmesi ve yazıların paylaşılması halinde bu şartlar kabul edilmiş sayılır. 

© Copyright
bottom of page