top of page

Mağdur, Failine Benzerse...

İyileşmeyen Kolektif Yara Nasıl Görünür?


Uluslararası arenada yoğun geçen siyasi ve askeri gündemlere hepiniz gibi ben de maruz kalıyorum. Tüm bu haberler içinde özellikle bir beyan, içerdiği tipik sistemik ögeler nedeniyle oldukça dikkatimi çekti.


Halihazırda birçok zulmün faili olan siyasi sistemi temsil eden bir siyasetçi, yaptığı açıklamada tarihin gördüğü en zalim faillerden birini (insanlığın kolektif belleğine kâbus olarak kazınmış bir isimi!) referans alıyordu. Şunu söylüyordu, neredeyse kelimesi kelimesine: "Hitler’in dediği gibi, ‘tek bir Yahudi bile kalsa yaşayamam’. Biz de diyoruz ki, Gazze’de tek bir Filistinli bile kaldığı sürece burada yaşayamayız.”


Evet, bunu ataları Hitler tarafından zulme uğramış bir Yahudi söylüyordu.

Cümleyi bir kez daha okudum.

Sonra bir kez daha...



Sistemik dizimle profesyonel anlamda ilgilenen bir kolaylaştırıcı olarak bu tür vakaları, cümleleri not ederim. Çünkü bu cümlede bireysel kötülük olduğu kadar, kötülükten çok daha derin ve çok daha ürkütücü bir şey var; çözümsüz kalmış bir kolektif travma…


Sistem Konuştuğunda


Travmalara konstelasyon (dizim) metoduyla sistemik olarak bakmak, bize şunu öğretti; bireyler bazen kendi adlarına konuşmazlar. Farkında olmadan sistemin birikmiş yükünü taşırlar ve her fırsatta dillendirirler. Aile sistemlerinde bunu sık görürüz; büyükbabanın çözümsüz öfkesi torunun bedeninde devam eder, annenin sırları ve sessiz kederi kızın ilişkilerinde görünür olur. Liste uzar gider…


Ama bu fenomen yalnızca aile sistemlerine özgü değildir. Kolektif sistemlerde (milletlerde, topluluklarda, kuşaklarda da) benzer bir dinamik çalışır. Ağır travma yaşamış bir sistem, o travmayı içselleştirip dönüştüremediyse, failin mantığını da beraberinde taşımaya başlar. Bu bilinçli bir tercih değildir. Mesela, savaştan dönen bir asker, evde çocuğuna bağırırken kendi komutanıyla özdeşim kurabilir ama bunu fark edecek durumda değildir.


Dışlananın Alana Geri Dönüşü


Sistemik çalışmanın temel varsayımlarından biri şudur: Sistemden dışlanan, sisteme geri döner. Sistemin ögeleri üzerinden görünür olmak ister. Sistemdeki herhangi biri bu çağrıyı içsel olarak duyup bu görevi bilinçdışında üstlenebilir.Bir kolektif, kendi yarattığı acıyı vicdanından dışlamaya başladığında, dışlanan gerçeklik ya da kişiler (failler, mağdurlar) öylece kaybolmaz. Başka bir sesle, başka bir bedende, çoğunlukla çok daha yüksek bir tonda yeniden yüzeye çıkar.


Yukarıdaki siyasetçinin cümlesi, tam da bu noktada dehşet verici bir şeyi projekte etmektedir. Bir zamanlar fail olan kişinin düşünce kalıbı, o failin en büyük mağdurlarından birinin torununda konuşmaktadır! Ve üstelik bu, bir itiraf değil; bir meşruiyet iddiası içermektedir…


Bir zamanların mağdurlarının geçmişteki failleri ile özdeşleşmesine belki de en tipik örnek, bugün dünyanın başına bela olmuş bu kolektif yara, bu sistemik baş etme mekanizmasıdır."Ya O, Ya Ben" Travmatik


Hayatta Kalma Mekanizması Mantığı


Travmatize sistemlerin ortak bir özelliği, tehdit algısını varoluşsal bir problem olarak algılamaya başlamalarıdır. Bunun haricinde vâr olan diğer her şey bulanıklaşır; insanlığa ait değerler, hukuk ya da gerçekler ikinci plana düşer. Geride yalnızca tek bir his kalır; “Ya o var, ya ben”…Bu his yanlış mıdır? Travmanın insan beyninde ve kolektif bilinçte yaptığı şeye bakarsak, hayır. Travma beyni değiştirir ve tam da bu hissi üretmesi için yeniden tasarlar. Beyin en nihayetinde bunu organizmayı hayatta tutmak için yapmaktadır. Sorun ise, bu bireysel psikolojik savunmanın milyonluk kolektif bir sistem tarafından siyasi strateji olarak benimsenmesidir.Çünkü o noktada sistem, tedavi edilmesi gereken bir yarayı silaha dönüştüren sistemin ta kendisidir.


Sağaltım Neyi Gerektirir?


Konstelasyon (dizim) çalışmalarında bu tür dolanıklıkları çözmek için önce her iki acının da taraflarca görülmesi, çekilen acıların görülüp sisteme dahil edilmesini kabul etmek gerekir.Tam da bu yazacklarım hâlihazırda çekilen acılar asla görülmüyorken okuyan herkese fazla gelebilir fakat iyileşme için elzemdir. Bir grubun tarihsel acısı gerçektir ve görülmelidir. Başka bir gruba yaşatılan acı da gerçektir ve o da onurlandırılıp görülmelidir. Bu ikisi arasında sıradüzeni kurmak, benim acım senin acından öncelikli, yahut benim acım senin acından daha büyük, daha haklı” demek sistemin iyileşmesini sadece engellemeye devam edecektir. Çünkü dışlanan her şey gerçekten geri döner ve her seferinde daha da büyük, daha da sert olarak. Tıpkı bugün şahid olduğumuz gibi…Failin mantığını miras almak, mağdurun suçu mudur? Ama onu fark etmek, kolektif bir sorumluluktur.


Bunu başaramadığımızda, bu döngünün tekrar edeceğine de şahid olacağız bizler ya da gelecek nesiller. Tabii bu gidişle, gelecek nesiller diye bir şey kalacaksa bizden sonra.


Bir Kolaylaştırıcı Gözünden


Bu yazıyı bir tarafı tutmak için değil, bir örüntüyü görünür kılmak için yazdığımı bilmenizi isterim. Sistemik yaklaşım, kim olursa olsun, hangi sistemde olursa olsun, işlenmemiş travmanın, dönüşüm ve şifa bulamazsa aktaracağını söyler. Kuşaktan kuşağa.. Bedenden bedene... Fikirden fikre…Bunun en acayip belirtisi ise kişinin, en nefret ettiği şeyin diliyle konuşmaya başlamasıdır. O an sisteme bakıp ögelerden nefret de edebilirsiniz ya da sağaltım için yüksek sesle yardım çığlıkları attığını da fark edebilirsiniz.


Gönül isterdi ki, tüm bunlar bu şekilde yaşanmasın ve kocaman bir sistem olan insanlık ailesi, acılarına faillerine mağdurlarına hakkaniyetle bakabilsin, yaralarını iyileştirsin ve gelecek kuşaklara daha sağlıklı bir bilgi aktarımı yapabilsin. Şu an her ne kadar şifaya açık görünmese de, sinir sistemlerimiz ağır acılara tanıklık ederek dehşetle sarsılsa da gün gelip kolektifin şifa bulması için hepimizin farkında olup bilincini yükseltmesi gereken konular var. Bu sorumluluğu taşımamız gerektiğine inanıyorum.


Kolektif travmalar, aile sistemlerindeki kuşaklar arası yükler ve dolanıklıklar hakkında yorumlamamı istediğiniz konuları bana yazabilirsiniz. Bu alanda daha fazla okumalar yapmak isteyenler için blog yazılarım ve paylaştığım kaynaklarla düzenli olarak bu sitedeyim.Konuyla ilgili varsa soru ve görüşlerinizi, bireysel ya da çift seansları için isteklerinizi iletişim sayfası üzerinden bana iletebilirsiniz. Sevgi ve selamlarımla…



Deniz Fatımanur Saraç – Aile Danışmanı

 
 
 

Yorumlar


"Deniz Saraç Eğitim & Danışmanlık I "Aile Rehberi"

Tüm Hakları Mahfuzdur. © 2017-2026

Yasal Uyarı:

www.denizsaraced.com ve www.ailerehberi.net sitelerinin içeriği 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olurlar. İlgili yasal işlem başlatma hakkına sahiptir. Bu İnternet Sitesinin her hangi bir sayfasına girilmesi ve yazıların paylaşılması halinde bu şartlar kabul edilmiş sayılır. 

© Copyright
bottom of page